Harmony Clean Flat Responsive WordPress Blog Theme

Kitap Yorumu : Her gün | David Levithan

09:29 Kitap Sara'yı 0 Comments Category : , , , , , , ,



Kitap Hakkında 

Kitabın Orjinal Adı : Every day
Yazarı : Julia Cross
Seri Sıralaması : Every day #1
Yayınevi : Pegasus

Kitabın Konusu


Her gün farklı bedende. 
Her gün farklı hayatta. 
  Her gün aynı kıza âşık.

Uyandım. Anında kim olduğumu anlamam gerekti. Mesele sadece bedenim de değil… gözlerimi açtığımda kolumun renginin açık mı koyu mu olduğu, saçımın uzun mu kısa mı olduğu, şişman mı zayıf mı olduğum, kız mı erkek mi olduğum, yara bere içinde mi yoksa pürüzsüz mü olduğum… Her sabah farklı bir bedende uyanıyorsanız, vücut en kolay alışılan şey. Kavraması güç olabilen ise bedenin önceden yaşamış olduğu hayat. Her gün başka biriyim. Ben, kendimim; kendim olduğumu biliyorum ama ayrıca başka biriyim de. Hep böyle olageldi.


***

A'nın arkadaşı yok. Ebeveyni yok. Ailesi yok. Mülkü yok. Evi bile yok. Çünkü her gün başka birinin bedeninde uyanıyor. Her sabah farklı bir yatak. Farklı bir oda. Farklı bir ev. Farklı bir hayat.

Rhiannon'la tanıştığı anda ona âşık olan A için, gece çöktüğünde her şey sona ermiştir. Çünkü hiçbir zaman bir insanın bedenine ikinci kez girememektedir. Ancak A, genç kızı aklından çıkaramayınca ve Rhiannon onun yaşama sebebi haline gelince her gün, farklı hayatlar yaşamış farklı bedenlerde ona geri dönmeye çalışacaktır. Bir de onu aşkına inandırmaya…


Övgüler

"Yepyeni, eşsiz, komik ve canınızı acıtacak kadar dürüst. Levithan, insanın kendisi gibi hissedememesi ve nereye ait olduğunu bilememesine dair ikilemi müthiş bir şekilde kaleme almış. Bu kitabı okumakla kalmadım, âdeta içime çektim."
-Jodi Picoult, #1 New York Times çoksatan yazarı-

"Levithan, okuyucuları ele geçirecek, karşı konulmaz bir eser yaratmış… Her Gün, bir üslup denemesi ve hayal gücü deneyi…"
-Booklist-


"Yılın en yaratıcı gençlik romanlarından biri." 
-OUT Magazine-

"İçinden zekâ taşıyor. Levithan sadece ustaca şaşırtmacalarla değil; A'nın zorluklarla edindiği yalnızlık, kimlik ve sevgiye dair bilgeliklerle de elinden bırakamayacağınız bir roman kaleme almış. 'Sadece bir günlüğüne dahi olsa ben değil de sen olmak nasıl olurdu?' sorusunu cevaplayarak bir zorbaya bile empati öğretmesi mümkün." 
-Entertainment Weekly-

"Levithan'ın bilinçli, analitik üslubu, kurguyla bire bir örtüşüyor. Aşk, özlem ve insan doğasına dair derin düşünceleri A'nın yolculuğunda vücut buluyor. Okuyucular, yazarın şiirsel kelime oyunları ve ahenkli üslubuyla tazelenecekler. İnsanı büyüleyen, düşüncelere sevk eden ve sevginin fiziksel görünüşü ve cinsiyeti aştığını hatırlatan bir kitap." 
-Kirkus Reviews-

"Eşsiz olduğu kadar çekici bir roman… Gençler, A'nın ziyaret ettiği bedenler ve karşılaştığı ikilemlere dair düşüncelerini merakla okuyacaklar. Levithan aile içi dinamikleri, ilişkileri, önyargıları ve cinselliği cesurca ele almış." 
-VOYA-

"Levithan'ın empati yeteneğini gözler önüne serdiği gibi, mutluluk ve gerçek aşka dair iyimserlik dolu kısımlar keyifle okunuyor." 
-New York Times Book Review-

"Komik ve aşkın ta kendisi gibi… ihtişamlı bir kitap." 
-Los Angeles Times-

"Levithan bir edebiyat dehası. Üslubu müthiş… gerçekten kusursuz. A'nın sürekli değişen bir dünyada aşkı sonsuz kılma yolculuğuna herkes tanık olmalı." 
-Romantic Times-

"Öykünün her adımı okurlara gerçek gelecek ve güçlü duygular hissettirecek. Özellikle de aşkın doğasına dair konuşturacağı kesin..." 
-School Library Journal-

"Levithan okuyucuları ele geçirecek, karşı konulamaz bir eser yaratmış… Her Gün, bir üslup denemesi, hayal gücü deneyi ve okurların başka birinin, tam olarak A'nın hayatını ziyaret etmeleri için kaçırılmaması gereken bir fırsat." -Booklist-

"Yüreğinizi burkacak en harika aşk hikâyesi; yüreğinizi burkacak (ve iyileştirecek) en muhteşem hayat hikâyesi." -Lauren Myracle, New York Times çoksatan yazarı-

"Bir yuvaya ve sevgiye ki ikisi de aynı şeydir asla erişemeden, her gün başka biri olan, sonsuza dek bir kısır döngüye hapsolmuş 'A' da Uçan Hollandalı ve diğer lanetlenmiş gezginler arasında yerini alıyor. Bir avarenin gezi günlüğü gibi başlayan bu sürükleyici kitap, uzanıp empatiye kollarını doluyor ve felsefeyle çınlayan bir romana dönüşüyor." 
-Virginia Euwer Wolff, National Book Award ödüllü yazar-

"Levithan'ın sıradışı hikâyesi, gençleri, ruhun özünün değişmezliğini düşünmeye sevk edecek. A, on altı yıl boyunca ziyaret ettiği binlerce yaşamdan edindiği bilgelikle inanç, aşk, rüyalar ve ölümden bahsediyor ve insanların birbirinden aslında hiç de farklı olmadığını bizzat kanıtlıyor." 
-Shelf Awareness-


***

Youtube'daki hayran yapımı her gün videolarına rastlamış mıydınız? Bence bu en güzeli :)


Yorum


Öncelikle belirtmeliyim ki her gün, okuduğum ilk David Levithan kitabı. Yani David Levithan'ın ve John Green ile yazdıkları, yurtdışında Will Greyson Will Greyson diye bilinen, ülkemizde ise Tek isim tek kader olarak satışa sunulan kitabını okumadım. Bu kitabı sepetime atıp sonrasında almaktan vazgeçmiştim. Ancak şimdi de aynı kanıdayım okumayı düşünmüyorum dersem yalan olur. "Her gün"ü bitirdikten sonra böyle bir şey desem kesinlikle yalan olurdu. Şimdi tek isim tek kaderi merak etmiyor değilim. Bir gün onun yorumunu girersem şaşırmayın. Bu meraktan çatlayıp okuduğum anlamına gelir :D 

Ben şimdi size bu kitabı alıp bir süre boyunca okuyamama öykümü anlatayım mı? Evet evet bu es geçmemem lazım. İnsanın bütün akrabalarının çocukları bu yaz mı evlenmeye karar verir arkadaş? Sorarım size bir kaç gün arayla kınadan nikaha oradan düğüne atlayıp durmak diye bir gerçek var hayatta. Halaydan halaya geçerken akşamleyin pert oluşunuz ve sonraki günlerde ben giyeceğim? Hangi küpemi, bilekliğimi takacağım? Hangi ayakkabıyı giyeceğim telaşı ve bir yandan yakın akrabanız evlendiği için bir de neredeyse düğün sahibesi olduğunuz gerçeği var ne kadar güzel değil mi? Düğün bitti bir oh dedik düğün için İstanbul'a gelen bir akrabamızı bir kaç misafir ettik derken elimde olmadan her günü okumayı beklettim maalesef. 



Misafirlerimiz henüz bizdeyken şöyle bir başlayabilmiş. Onlar gittikten sonraki ikinci günde de kitabı bitirmiştim. Ancak aksilikler burada da kalmadı ve superonline faturası otomatik ödemede olan netimizi kesti. Hate superonline -.- Haftasonu bitirdiğim kitabın yorumunu bu yüzden hafta içi yazıyorum. Ne kadar da çok badire atlatmışım dimi ama? Yorum öncesi gevezelik kotamı bu postta da doldurduğuma göre gelelim efri day'e. Bu arada Instagram'dan falan beni takip edenler varsa görmüşlerdir kitaba bu isim taktığımı :) Her neyse kitabı elime aldım ve sanırım üç günde bitirdim. Aslında iki günde de biterdi ama ilk gün okurken henüz misafirlerimiz bizdeydi. Sonraki iki günde rahat rahat okudum. Ve bittiğinde çenem düştü çünkü sonu çok güzel <3 spoiler vermeyeceğim çatlayın :D şaka bir yana cidden yani okuyun mükemmeldi. Okurken eğer tempo düşer ve ya ne bileyim bana bir şeyler eksik gelirse 4 puan veririm diye düşünüyordum ama kitabı bitirdim, götürdüm kitaplığa geri koydum. Kitabı kitaplığa bırakırken ki ruh halim: Kaç puan vereceğim ben buna? Beyin çarklarım hızlı hızlı döndü sonra döndüm dedim ki kötü bir şey görmedim gayette istediğim gibi güzel bir kitaptı. E o zaman niye puan kırayım ki dedim. Böylece her gün ben 5 puan kazandı.

Kendi hayatına sahip olabilme arzusuyla yanıp tutuşan A'nın komik, sevgi dolu ve bir o kadar da yürek burkan hikayesini okumak isterseniz ben öneririm :) 
"Her gün"ü çok ama çok sevdim.


Spoilerlı Yorum



David, kitabın her bölümünde belli bir katogoriye seslenmiş. Onları daha iyi anlayabilmemizi istemiş. Ve ben bunu başardığını düşünüyorum. Bir gün şişman bir erkeği, bir gün özgüvensiz bir erkeği, bir gün cadaloz bir kızı, bir gün intihara meyilli bir kızı, bir gün rapçi takılan bir erkeği, bir gün erkek gibi hisseden bir kızı, bir gün gay bir çocuğu, bir gün bir lezbiyen kızı, bir gün dinine sıkı sıkıya bağlı bir erkeği, bir gün ailesinin sözünden çıkmayan bir çocuğu, bir mükemmel güzellikte afro amerikalı bir kızı ve daha nicesini okudum. Ve A'nın nasılda kendi hayatının olmayışına üzüldüğünü, bu hayatta tek başına olduğunu hissettiren milyon şeyi okurken insanın resmen içi sızlıyor. Her ne kadar şu papaz ona yardım edecek gibi görünsede ve A'ya yalnız olmadığını onun gibi insanlar olduğunu söyleyip ona yardım edecek kişi profilini çizse de ben onun çok kötü biri olduğunu düşünüyorum. Kesin çocuğun başına çorap örecek kesin. O adamla elektriğimiz hiç barışmadı. Gıcık şey -.- 

Gel gelelim Rhiannon'a bu kızı sevmiştim taa ki çocuğun kalbini yerinden sökene dek. Hayır zaten çocuğun kimsesi yok. Düşene bir de niye sen vuruyorsun ki? Neymiş kaldıramıyormuş tüm bunları. Ayıptır günahtır ya. Bu çiyan yüzünden A nasılda üzüldü garibim. Üzülmeyi de bırakın kız için hayatında yapmadığı şeyler yaptı. Diğer insanların hayatlarında değişikliklere yol açtı. Kız yüzünden dayak yedi. Daha ne olsun -.- Rhiannon çocuğu o hale getirdi ki A papazın dediklerini düşündü. Acaba bir insanın bedeninde kalabilir miyim diye düşündü. Ama o da sonra bunun cinayet olacağı kararına vardı. Çünkü düşünsenize bir köşede kendine ait hayatı olmayan biri var ama bu bedeninde bulunduğu diğer kişinin hayatını gasp edebileceği anlamına gelmiyor. Gelde bunu papaza anlat. Sonra ben Nathan'a uyuz oldum. Çocuğu kitap boyu rahatsız etti. A onun yüzünden vicdan azabı çekti. Ama kitabın en komik yerleri Nathan sayesinden haberi konusu, gazete ve tv ekranlarını süsleyen bedenimi ele geçiren iblis hikayesiydi. Bu kadar düşünceli olduğu için A'yı seviyorum. Eğer papaz gibi bencil biri olsaydı o da bunu yapabilirdi ancak A öyle bir canavar olmadığı için mutluyum. 

Puanlama : 5 / 5









RELATED POSTS

0 yorum