Harmony Clean Flat Responsive WordPress Blog Theme

Aynı Yıldızın Altında || John Green ( Yorum )

06:49 Kitap Sara'yı 0 Comments Category : , , , , , ,




                                       

 AYNI YILDIZIN ALTINDA


Hayatın Anlamını Bulmanın, Âşık Olmanın ve Alınan Her Nefesin Farkına Varmanın Öyküsü
                                        
On altı yaşındaki kanser hastası Hazel Gracein birkaç yıl daha yaşamasını garanti eden tıp mucizesine rağmen hastalığı ölümcüldür ve konulan teşhisle birlikte yıldızlar, öyküsünün son bölümünü çoktan kaleme almıştır. 

Fakat Augustus Waters isimli yakışıklı bir sürpriz karakter, Kanserli Çocuklar İçin Destek Grubunda boy gösterince Hazelın hayatı bambaşka bir yöne sapar ve bu zeki çocuğun çekimine karşı koyamayan kızın öyküsü yeniden yazılır... 

***

YORUMUM

Kitabımı rahat 3 hafta belki de bir ay önce bitirdim ancak bayramdan kalan bir rahatlık olsa gerek kuzenlere gidip gelme olayını abarttım biraz.Gidip unuttum kendimi,canım blogumu çok özledim tabiki telefonumdan sürekli yorumlara falan bakıp hasret gideriyordum.Hele şükür ki kuzenlerle izleyeceğim dizi/film kalmayınca (onlar izlemeye bayılıyorlar sayelerinde izlemekten soğudum ) Eve gelip bloguma kavuştum laptop'a koşa koşa geldim sarıldım hasret giderdim :D

Sonra oturdum yorumumu yazdım (kitabı okuduktan yaklaşık bir hafta sonraydı bu).Ama tatilim girdi araya ve bu kadar uzadı bu yorumumum yayınlanması bunun için çok üzgünüm :(

Bu yorumu yapmak için çok çabaladım ama harika ve size neredeyse her duyguyu hissetirip biten bir kitaptı ve neden bitti ki? 
Kitap bitti ve ben böğürdüm resmen neden bitti ki? Hı-hı :D
Konuya doyamadığımdan diyorum yoksa hayır kitapta bir eksiklik yoktu.

Kitabın konusuna gelirsek Hazel Grace akciğer kanseri ve oksijen tüpüne bağımlı olarak yaşamak zorunda.Zavallım kitabın başından sonuna kadar kıza ve sırayla tüm karakterlere acıdım sanırım.İnsan okurken o kadar çok ağlayası geliyor ki artık kendinizden geçiyorsunuz öyle ki bir ara ablam dışarı çıkmıştı geldiğinde ben de acıklı bir kısmını okuduğum için hüngür sümük ağlıyordum.Ablam şöyle bir bana baktı ( kendisi okumaktan nefret eder.) Deli misin kızım ya kitap için ağlanır mı diye başımın etini yedi :( 

Ee ne diyebilirim ki okumayan insana he-he deyip geçiyorum :) Tam şu anda yeni deyim-atasözü buldum alın telif hakkı falan istemiyorum tepe tepe kullanın. " Okuyanın halinden okuyan anlar."
Ne acı ki okumayanlar var ve o büyülü dünyaya bir set çekip hayatlarına devam ediyorlar.Nasıl yaşadıklarına dair bir fikrim yok. İkinci atasözüm tüm hakları bana aittir.Kullanabilirsiniz tabisi."Kitapsız hayat çaputa benzer." Ben buldum yine yeni ve yeniden :D 

Konuya u dönüşü yapayım hemen Ana karakterimiz olan Augustus Waters da yine kanserdi efenim onun kanserinin çok garip bir adı vardı şimdi hatırlayamıyorum.I am sorry.Gus ta kanseri yüzünden zamanında bacağını kaybetmiştir.İçim acıyor yazarken :( Bu kitabı okuduktan sonra hasta olan çocukları biraz da olsa anlamaya yönelik bir bakış açımızın oluştuğunu düşünüyorum.

Spoiler uyarısı -Kitabı okuyacakların bu kısmı okumasını önermem ;)

Hazel ile Gus kanserli çocuklarla destek grubunda tanışıyorlar.Ve masalımız başlıyor.Gus Hazel'i ona benzeyen bir oyuncunun oynadığı film olduğunu söyleyip beraber izlemeyi teklif ediyor.Hazel film sonrası Gus' en sevdiği kitabı Görkemli Izdırabı okuması için veriyor.Gus'ta ona Max Marhem ( okuduktan sonra unutkanlığım başladığı için yanlış yazarsam mazur görün ) Bu adam sanırım komutan falandı.Kitapta almadığı yara bere öldürmediği adam kalmadı :P

Sonra Gus ta Görkemli ızdırabı çok beğeniyor ve cinlerin ( zenginlerin kanserli çocuklara verdikleri dilek hakları var.) sağladığı dilek hakkını kullanan Gus Hollanda'ya cinler sayensinde bir gezi düzenletip bu sayede kitap ile ilgili merak ettiklerini sormaya gidiyorlar ancak her şey istedikleri gibi gitmiyor.Kitabın yazarı Peter Van Houten benim deyimimle -eminim ki tüm okuyanlar benim aynı fikirdedir.- o adamın pislik bir ayyaş olduğunu ortaya çıkıyor.Ve gezin burunlarından geliyor.Böyle dedim çünkü daha bir adet daha kötü haber öğreniyoruz ve yıkılıyoruz ciddi anlamda yıkılıyoruz.( Bu kısmı atlamak zorunda olduğum kısımlara ekliyorum.) 





Ama güzel anları da yoktu diyemem Hollanda gezileri için üzüldüğüm kadar mutlu da oldum.Sonrasında ıpfı ıpfı fırat modu ene ııı böyle ağlamaklı üzülmeli şeyler olmasın ama hep mutlu olsunlar.Bak bizim bahçede köpek var :D 
Kitabımızın yarısında gülüp sevinerek okuduysam yarısını da kırmızı bir burun ve ağlamaklı göz ile okudum tabii sümüklü peçetelerimi de unutmayalım.



Bunlarda en en en sevdiğim sahnelerden nasıl da tatlılar  :)

Bu da en sevdiğim repliğin resmedilmiş hali kitaptaki "peki"ler o kadar güzeldi ki her peki de gülümsüyordum.



Ve en sevdiğim replik : ( Hazel burada şiir okuyor )
Usandırıcı bir tartışma gibi uzayıp giden sokaklardan / Sinsi amaçlar güden/ Seni kaçınılmaz bir soruya yönlendiren .../ Ah sorma sakın,"Nedir? diye/ Gel gidelim ziyaret etmeye ."
"Seni seviyorum."dedi kısık sesle .
"Augustus"dedim.
"Seviyorum."dedi.


Tam bu taraflar çok duygusaldı ve şapşal şapşal okuyup araya bir ikinci ayracı yerleştirdim.Bu burayı alıntı olarak yazacaksın ! Demekti. :) Yani kendime nottu.Bazen unutmamak gerekir.

Hani okumadan önce size mükemmel gelen kitaplar vardır ya heh! Bu da onlardan biriydi ve beni derinden etkiledi .Hadi sizde okuyun! Bu şaheserden eksik kalmayın.John green hastası olun :)
                           
---

Bu en en en en en enlerden bir sahne benim için bu bölümde kitaba kendime o kadar kaptırdım ki etrafta neler oluyordu ? Bilmiyorum.



             
PUANLAMA : BU KİTAP 10 NUMARA 5 YILDIZ :D

                      

                                              


RELATED POSTS

0 yorum