Harmony Clean Flat Responsive WordPress Blog Theme

Gül Ve Avcı Çok Yakında Bas Ucumuzda

06:38 Kitap Sara'yı 0 Comments Category :

       BU ARALAR GÜZEL HABER BİR HABER Mİ BEKLİYORDUN İŞTE BU GÜZEL BİR HABER!

"Dikkat Dikkat Sevgili Okurlarım...

Size harika bir haberim var… Asude Hikayeler’i yeni bölüm derdi olmadan, yorgan altında annenizin “kapat o telefonu” ikazlarını işitmeden, sıkıcı bir ekrana bakmadan, sayfaya girip F5’leri eskitmeden, en önemlisi beklemeden, bir saniye bile gecikmeden okumak ister misiniz? Evet seslerini işitiyorum ve size müthiş bir haberim var.

Çok yakında kitaplarımı elinize alabilecek, ona dokunabilecek, başucunuza alıp beklemeden okuyabileceksiniz…Ephesus yayınları etiketiyle Asude kitapları kütüphanelerinize talip sevgili okuyucularım…

Şimdi gelin hep beraber güzel bir öykü olalım… Benimle beraber bu yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?"


Diyen yazarımız bize Asude bize çok güzel bir haber vermiş oldu.Evet bilenler biliyor tanıyor Asude'yi peki Asude kim gerçekten? Yazarmız uzun bir süredir facebook hikayeler kategorisindeki hit yazardır.En çok okunan,sevilen,yorum,beğeni alan bunları geç bunları herkes yapıyor diyorsan en çok okuyucularıyla iç içe olan yazardır.

Hepimizle konuşur sohbet eder.Asude fan clup ta evet yanlış okumadınız fan clup'ı var koskocaman bir hayran sayfası ama hayrandan çok arkadaşız biz.

Sayfasında daha öncede belirttiğim gibi kendi hayal gücüyle yazdığı hikayelere yolculuk ediyoruz biz ve bu yolculukta yolumuzun bitmesini istemiyoruz.Sayfasını neredeyse 6300 okuyucusu var.Okuyucularıyla olmaktan bu kadar mutlu bir yazar görmedim ben açıkçası.Onunla konuşurken kardeşinle konuştuğun gibi rahat olabilirsin ve bu çok güzel bir durum.

Yazarımız aslında bu kitabını da bizelere facebooktaki sayfasında yayınlayacaktı fakat aklına gelen hain fikirlerle kitaplaştı sevgili hikayemizden sadece ara ara alıntılar okuduk kitaptan ve tabii bu bize yetmedi.Asude bir gün hikayem kitap olmasaydı şöyle başlardım deyip bu tanıtımı bizimle paylaştı.Ben de kitaba aşina olabilmeniz için yazarımızın izniyle tanıtımı paylaşıyorum.

GÜL VE AVCI ~ TANITIM


Weald Nehri üzerindeki taş köprüde duruyordu. Gökyüzü önceki gecelere göre aydınlık, dolunay hiç olmadığı kadar parlaktı. Kış mevsiminin bahşettiği açık gecelerden biriydi. Julian Benedict Wharton yer yer kana bulanmış ellerini köprünün ufalanmaya yüz tutmuş, köhne taşlarına dayayıp aşağı bakmayı denedi. Ay tam arkasından nehrin buz tutmak üzere olan yüzeyine vuruyor ve Julian’ın görmek istediği şeyi apaçık önüne seriyordu. 

Okyanus mavisi gözleri suda gördükleriyle kısıldı. Dudağının kenarından hafif ve eğreti bir gülüş geçerken gözbebekleri usulca akan nehri takip edip irileşmeye başladı. Elini ceketinin iç cebine götürüp tütün tablasını buldu. Üzerine gravür işlemeyle J & M harfleri yazılmış, altın kaplama kutuyu parmaklarında çevirip serin metali hissederken aheste aheste bir sigara sardı. Verdiği derin nefes hem rahatlamanın, hem kaygının izlerini taşıyordu.

İşini bitirince kutuyu da nehre atıp son bir kez ona baktı. Karısı Margaret’in bedeni nehirde süzülerek gidiyor, açık kollarından suya dökülen geniş dantelli beyaz geceliği Julian’a sadece birini anımsatıyordu. Sulara dalıp canına kıyan ve isminin bir anlamı “Suçsuz” olan umutsuz aşığı; Ophelia’yı.

“Hayır” dedi Julian… Bu kadın ne suçsuz bir aşıktı ne de intihar etmişti. O öldürülmüştü.

Margaret’in ardında bıraktığı hoşnut bir adam, öksüz bir erkek çocuk ve eteğinin ucunun suda süzülen yansımasından başkası değildi!

***
Sahiden karısını öldürdü mü acaba? Cevaplar çok yakında!
Diyen yazarımız bizi merak içinde bıraktı :)

Bir kaç ayda bir biz okurlarıyla paylaştığı bir kaç alıntıdan birini daha paylaşıcağım.
Bunları paylaşıyorum çünkü biz zaten Asude okurlarıydık ama siz olmayabilirsiniz sizinde bir fikriniz olsun Asude burada ve ortalığı kasıp kavurmaya geliyorrrr!
İşte alıntımız;
~~GÜL VE AVCI ~~


Memnuniyetsizliği yüzüne yayılan genç adam atından yavaşça inip heybetli bedeniyle onu bir ağaca doğru götürdü. Yularını ağaca düğüm atarken atın başını okşayıp hayvandan hoşnut bir kişneme aldı. Evelyn ise bu manzarayı soluksuz izledi. Lord Wharton’un atı kadar saygıyı hak etmediğini düşünüp üzgün bir ifade yerleşti yüzüne. Hayır, Lord Wharton başını okşasın demiyordu ama hiç olmazsa muhatap alındığını bilmek isterdi. Oysa tam da şimdi ki gibi bir kez daha görmezden gelindiğinde bunu umursamamaya çalıştı. Ayakta emre hazır vaziyette durmaya devam ederken adamın yeniden kendisine dönmesiyle ansızın heyecanlandı.

“Ne tarafa gittiler?” diye sordu genç adam.

Evelyn kolunu kararsızca kaldırıp kuzeyi gösterdi.
“Bayan Drummond bana yolu göstereceğini umuyorum!” diyen Julian’ın sözlerine hazırlıksız yakalanan genç kız iri açılmış gözlerini adamın delici mavi gözlerine dikerken bir an sonra “Ta-tabi” diye geveleyip uzağa fırlatmış olduğu ayakkabılarına yöneldi. Hızlı adımlarıyla yıllanmış ayakkabılarını almaya giderken adamın tavrını düşündü! Muhatap alınmıştı ve Evelyn bu kanaatinin sevinciyle Lord Wharton’un sinir bozucu olduğu kadar istediği zaman son derece etkileyici olabileceğini de düşündü.


Julian da onu düşünüyordu. Manzara seyredilesi olamayacak kadar sıradandı. Bu yüzden Bayan Drummond’un paniklemiş halini izlemek çok daha zevkliydi. Kızı incelerken üstüne başına, saçına yapışmış otları eliyle süpürmek için inanılmaz bir istek duydu. Aptalcaydı elbette ama Bayan Drummond otlar ve böceklerle dolu kirli bir zemine böyle umursamazca yatarken ardından neler olacağını bilmiyordu belli ki! Genç adam kızın koyu kahverengi elbisesinde sallanan otları izlemeyi bırakmak için başka bir şeye odaklandı; kızın vücut hatlarına! Tanrı aşkına hangi genç kız böyle bir çuval giymek isterdi ki! Rosa’nın giydiği elbisenin içinde kendisinden en az iki kişi daha sığacağını düşünen genç adam eğilip ayakkabılarını alan Evelyn’in gerilen elbisesinin altında çıkıntı yapan kalçasına odaklandı bu defa. Demek bu kızın da bir kalçası ve belki çok daha fazlası vardı. “Yazık oluyor” diye düşündü. Bir çuvalın içindeyken hatlarından haberdar olmamak kızın masumiyetinin bir diğer kanıtıydı. Tutucu bir görüntü sergileyen Bayan Drummond güzel bedenini Tanrı’ya haksızlık edercesine dünyadan saklıyordu! Lanet olsun şimdi de onu güzel mi bulmaya başlamıştı.


Genç adam bu düşünceyle kaşlarını çatarken kızın ayakkabılarını giymesini kollarını göğsünde birleştirerek izledi. Ayakları ufacık, bilekleri inceydi. Julian kızın bedenine dair artan görüşlerinden rahatsız olarak başka yöne döndü. Biraz daha incelerse ona kendi anatomisi hakkında bir ders verecekti! Birkaç saniye sonra Evelyn koşarak yanına geldiğinde kızın gülümseyen yüzüne gergin bir bakış attı.

“Bayan Harris bile sizden daha hızlıdır!” dediğinde Evelyn’in kaşları anlamsızca havaya kalktı. Bu da yetmezmiş gibi öylece durmaya devam ederken Julian “Yürüyün Bayan Drummond” diye emretti. Sesinde bir muziplik mi vardı?


**

Gül ve Avcı isimli kitap taslağıma ait Alıntıdır 


Gül ve avcı kitabı hakkında bir fikriniz olması amacıyla paylaşıyorum bunları.

Umarım sevgili Asude'nin daha nice kitaplarını okuruz.
Bizimle bu güzel haberi paylaştıktan sonra kitabının istanbul kitap fuarına yetişeceğini de bildiren yazarımız sevincimizi ikiye katladı !
Son olarak seviliyorsun Asudeee :)

                                             

RELATED POSTS

0 yorum